Son Haberler
Türban Meselesi
Bu Cumhuriyet, türbanlı kızlar üniversiteye gittiği için yıkılacaksa hiç yaşamasın daha iyi. Özay Şendir yazdı..


Her zaman olduğu gibi türban meselesinde de "ya o tarafsın ya da bu taraf" diye ikiye bölündük.
Günlerdir türban meselesinin kötü yönetildiğini,toplumun bir kısmında galipler,bir kısmında da mağluplar hissi uyandırıldığını,çene altı bağlama formülünün bir garabet olduğunu sorunlara yol açacağını yazıp duruyorum. Bunları yazdığım için de din ve bireysel özgürlükler düşmanı,askerin adamı,darbe çağrıcısı gibi sıfatlarım oluyor.Önce bu konudaki fikrimi ve inancımı söyleyeyim:

Bu Cumhuriyet, türbanlı kızlar üniversiteye gittiği için yıkılacaksa hiç yaşamasın daha iyi.
Cumhuriyet için yakın bir tehlike söz konusuysa bunu türbanlı kızların değil her tarafa sızmaya çalışan ve sızan tarikatların yarattığını düşünüyorum.

ÇENE ALTI SAÇMALIĞI

Türban meselesinin ne kadar kötü yönetildiğini anlamak için yasaya konan çene altı formülüne bakmak yeterli.
Bu uygulaması mümkün olan bir formül değil.
Kapıya görevliler dikip kızların bağlama şekilleri mi kontrol edilecek?
Kapıdan girerken çene altı bağlayan kız sınıfa girerken bildiğimiz bağlama şekline dönerse ne olacak?
Bu durumda farklı siyasi görüşteki öğrencilerden gelebilecek bir müdahale gerginlik sebebi olmayacak mı?
Çene altı formülüne uymayan kızlar sınavlara alınmayacak,disipline mi yollanacak?
Sorun çözmek için yola çıkarken ucu açık bir sürü soruna yol vermek bizim memlekete ait bir özellik olsa gerek.

MAHALLE BASKISINA CEZA YOK MU?


Başbakan Erdoğan zorlu konularda hep kazan-kazan formülünü devreye sokardı.
Türban meselesindeyse bunun tam aksini yaptı.
Yapılabilecek düzenlemelerden biri türbanın ancak kamu hizmeti alanlar için serbest
olacağını da kayıt altına almaktı.
AKP bunu yapmadığı gibi milletvekili ve genel başkan yardımcılarıyla "sıra ona da gelecek" açıklamaları yaptı.
Kimse bu ülkede mahalle baskısı olmadığını iddia edemez.
Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun hazırladığı son iki raporda da baskıya uğrayanöğrencilerin durumları anlatılıyor.
Türban düzenlemesiyle birlikte mahalle baskısını suç olarak tanımlayan bir düzenleme yapılsa ne olurdu?
Uygulaması kolay olmasa bile bir kesim için güven diğer kesim içinse caydırıcı bir maddenin olması tartışmaları asgari düzeye indirirdi.

YA DİĞER BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLER?

Türban meselesini bireysel özgürlük olarak görmek,kavramak ve savunmak mümkün.
Mesela MHP,ana dilde eğitim talebini bireysel özgürlük olarak görebilir mi?
MHP'nin ülkenim bölünebileceği gibi bir endişesi var ve bu noktada bireysel
özgürlüklere sınır konulabileceğini düşünüyor.
Bu ülkede laikliğin tehlikede olduğunu düşünen ve bireysel özgürlüklerin
sınırlanması gerektiğine inanan insanlar da var.
Sadece kendi endişelerimizi önemseyerek varacağımız nokta işte burasıdır.
Şimdi 301. madde kaldırılsın talebini ya da  Alevilerin taleplerini görmezden gelmek mümkün mü?

ANAYASA MAHKEMESİ NE OLACAK?

Türban meselesi belli ki yine Anayasa Mahkemesi'ne gidecek.
Anayasa mahkemesi ANAP döneminde yapılan değişikliği iptal ederken 4 madde üzerinde durdu.
Bunlardan biri de değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen ikinci maddeye aykırılık.
O zaman YÖK Yasası'na ekleme yapılmıştı,şimdi direkt Anayasa değişiyor ancak ikinci madde de orada duruyor.
Yeni tartışma konumuz ülkeyi kimin yöneteceği olacak hatta oldu bile.
Hükümet olmak demek her istediğini yapabilmek demek değildir.
Bu da güçler ayrılığı ilkesine saygı duymakla başlar...

BAYKAL ARTIK REJİM SORUNUDUR...

Siyasette en büyük sıkıntının hükümet değil muhalefet sıkıntısı olduğunu bu krizle bir kez daha anladık.
İnsanların bu gidişe sandıkta dur deme ümidi azaldıkça çare aradığı yerler
çeşitleniyor.
Kimileri "AKP'den tek kurtuluş yolumuz ekonomik kriz keşke olsa" diyor.
Fakirleşmeyi isteyecek kadar ümitsiz insanlar varsa sorun sandığımızdan büyük demektir.
Sadece başkalarının hata yapmasını bekleyerek iktidar olmanın mümkün olmadığını.
Baykal'ın görebileceğini zannetmiyorum.
Türkiye'de faylar kıpır kıpır ve Baykal "korkmayın,tren geçiyor" diyor.

Gönderen nedaengin, Pazartesi, 11 Şubat 2008 15:54 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Kapsam

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, birey gruplarının, tüzel kişiliklerin ve diğer devletlerin, belirli usulî kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir. Avrupa Konseyi'ne üye olan ve aralarında Türkiye, Rusya, Sırbistan, Gürcistan ve Azerbaycan'ın da bulunduğu 47 Avrupa devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımaktadır.

Avrupa Birliği'nin günümüzde Avrupa Konseyi'ne ait bayrağı kullanıyor olması çeşitli kafa karışıklıklarına yol açmakla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Birliği'nin değil, hemen hemen tüm Avrupa devletlerinin üyesi olduğu ayrı bir uluslararası teşkilat olan Avrupa Konseyi'nin organıdır. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihadı, Avrupa Birliği için de olmazsa olmaz asgari standartları oluşturmaktadır.


Gönderen sercanturna, Çarşamba, 05 Eylül 2007 01:44 Yorumlar(0), Hepsini Oku
11.Protokol ile yeniden düzenlenen metin
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

20 Mart 1950'de Roma'da imzalanan Sözleşme, 3 Eylül 1952'de yürürlüğe girdi. Türkiye, Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954'de onayladı. (R.G. 19 Mart 1954-8662)

Sözleşme metni, 21 Eylül 1970'de yürürlüğe giren 3 no'lu Protokol’un 20 Aralık 1971’de yürürlüğe giren 5 no'lu Protokol'un ve 1 Ocak 1990'da yürürlüğe giren 8 no'lu Protokol’un düzenlemelerine uygun olarak değiştirilmişti ve ayrıca, yürürlüğe girdiği 21 Eylül 1970'ten bu yana 5. maddesinin 3. fıkrasına uygun olarak Sözleşme'nin bir parçası olan 2 no'lu Protokol’un metnini içermekteydi. Protokolların getirdiği bütün bu değişikliklerin veya eklemelerin yerini, yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998’den itibaren 11 no'lu Protokol aldı. Bu tarihten itibaren, 1 Ekim 1994’te yürürlüğe giren 9 no'lu  Protokol yürürlükten kaldırıldı.


Gönderen sercanturna, Çarşamba, 05 Eylül 2007 01:39 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 


MKPortal M1.1.1 ©2003-2006 mkportal.it
Bu safya 0.06054 saniyede 13 sorguyla oluşturuldu